Uğur Tatar
Düş Şatolarındaki Hiç Eskimeyen Anılar
Sinema salonları hayatın keşmekeşinden uzaklaştığımız, hayaller diyarında yolculuğa çıktığımız modern düş şatolarıdır. Şatolarıydı… O şatolar derebeylerin tarih sahnesinden yok olması gibi topla tüfekle değil ama iş makinaları, greyderlerle tarih sahnesinden bir bir kayboldu gitti. İçinde yaşadığımız salgın çağında sinema salonları kapalı ve hayal kurmaya evlerimizde devam ediyoruz. Kurduğumuzu zannediyoruz belki de… 5 sinema yazarının şimdi […]
Yeşilçam’da Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Özel Dosya)
Bilim kurgu, sinemamızda sıklıkla karşılaştığımız bir tür olmasa da özellikle Yeşilçam döneminde ilginç örneklerine rastlıyoruz. Maksat Sinema Olsun ekibi olarak, bu ilk örnekler arasından, uzay macerasını konu edinen 6 filmi sizler için seçtik ve büyük bir keyifle yazdık. Bilim kurgunun ülkemizdeki en çarpıcı örnekleri olan bu filmlerin; uzaylılara nasıl baktığını, teknik imkanlarını, hikaye anlatma becerilerilerini, kısacası […]
Sinema Sohbetleri #7: Dijital Video Platformları
Takvimler 05.01.2021 tarihini gösterdiğinde, Maksat Sinema Olsun’un iki neferi, Dijital Video Platformları üzerine konuşmak için Maltepe sahilde, insanlardan olabildiğince uzak bir banka oturmuş ve 1 saat 1 dakika 18 saniye süren hararetli bir konuşmanın içine girmişlerdir. İşte aşağıda okuyacaklarınız bu konuşmanın aslına sadık bir özetidir. Keyifli okumalar… Konuşmacılar: Umut Uçan, Uğur TatarSes Kayıt ve Decode: […]
Badi (1983)
Çok değil, yarım asır önceye kadar dünya dışında yaşayan bir varlık fikri herkes için inanılması zor bir fantazya iken, şimdi bu fikre inanmayan birini bulmak imkansız denecek kadar zor! İnsanların bu fikri kabullenmesindeki en büyük payın sinemaya ait olduğu yadsınamaz. Ama 1920’lerde çizgi romalarda başlayan, 1940’larda da sinemaya sıçrayan bu “uzay operası”[1] çılgınlığını aslında çok daha […]
Dabbe (2006)
2000’li yıllara kadar iki elin parmaklarını geçmeyen Türk korku filmleri, 2006 yılında gösterime giren “Dabbe” ile büyük bir sıçrama yakalamış ve ilk kez bu filmde baskın bir şekilde gördüğümüz “kötücül cinler” teması, Türk Korku Sineması’nın tozlu raflarının cinli filmlerle dolmasına yol açmıştır. Temeli İslam inancına dayanan, zamanla bir korku unsuru haline gelen ve Dabbe’nin şimdilik […]
Uçan Daireler İstanbul’da (1955)
1920’li yıllarda çizgi roman sayfalarında gözükmeye başlayan uzay maceraları, 1940’lı yıllarda sinemada boy göstermeye başlamış ve 1955 yılında Raymond F. Jones’un romanından uyarladığı “This Island Earth” ile Joseph M. Newman, uzay maceralarının ilk klasik örneğini vermiştir.[1] Aynı yıl Orhan Erçin ise hem Türkiye’de çekilen ilk bilim kurgu filmlerinden biri (diğeri Lütfi Ö. Akad’ın yönettiği “Görünmeyen Adam […]
Tek Mekânlık Filmler – Fatih Yürür (Kitap Tanıtımı)
Ruhu bir kutuya hapsolmuş insan, hayatını hapsolduğu diğer “kutular” çerçevesinde geçirse de aslında özgür olduğu yanılgısına sürekli olarak düşer. Bu yüzdendir ki ona bu dünyada bir mahpustan farkı olmadığını hatırlatan kısıtlayıcı mekânlardan uzak durmayı tercih eder. Hissettirdikleri düşünüldüğünde mekânlar arasında pek fark yoktur; iç bunaltıcı bir odada mahsur kalmak da olabilir, sonsuz sonrasız bir ormanda […]
A’mâk-ı Hayal: Birinci Kitap – Mustafa A. Kara (Çizgi Roman Eleştirisi)
İnsanoğlu, ciğerlerini acıyla dolduran o ilk nefesi aldığı anda, büyük yolculuğuna da ilk adımını atmış oldu. Evet, hayat büyük bir yolculuktur. Bu yüzden de bu büyük yolculuğu daha iyi idrak etmemizi sağlayan her küçük yolculuk, varoluş bilmecesini çözmemizde bize biraz daha yardımcı olacaktır. Bu bazen fiziksel bir yolculuk olabileceği gibi bazen de düşsel bir sergüzeşt […]
Sinema ve TV’de Renk – Levent Öztürk (Kitap Tanıtımı)
Çoğu zaman film çekmeyi öğrenmenin en iyi yolunun “film çekmek” olduğu söylenir. Ama hiçbir şey bilmeden, elinize kamerayı alıp kendinizi köyün delisi gibi meydana atmanızın pek parlak sonuçlar vermeyeceği de ortadadır. Bana kalırsa bir sanatı öğrenmenin en iyi yolu, bir ustanın rahleitedrisinden geçmektir. Sadece “yaratıcı” yönüyle değil teknik kısmıyla da öne çıkan sinema sanatının, usta-çırak […]
Yaşlı Adam ve Deniz – Thierry Murat (Çizgi Roman Eleştirisi)
“En güzel şiirler,” der Ahmet Hâşim, “manalarını okuyucunun ruhundan alan şiirlerdir.” Büyük şaire katılmamak elde değil. Ama ben biraz da haddimi aşarak, bu cümleyi bütün edebi eserlere hatta bütün sanat eserlerine uyarlamak isterdim. Kağıttaki harf toplulukları, perdedeki hareketli görüntüler ya da tuvaldeki boya lekeleri; okuyucuyu, izleyiciyi -ya da ne demek istiyorsanız onu deyin- iç dünyasında […]












