
Berber Nonoş – Aziz Nesin (Çizgi Roman Eleştirisi)
Bu yazıda Aziz Nesin’in 6 kitaplık çizgi roman külliyatının son üyesi üzerine konuşacağız. Ama sözlerime başlamadan önce bana bu kitabı gönderme nezaketinde bulunan Nesin Yayınevi’ne teşekkür etmek istiyorum. Aziz Nesin’in “Serberber” müstear adıyla senaryosunu yazdığı ve dönemin unutulmayacak çizerlerinden biri olan Yalçın Çetin’in çizdiği “Berber Nonoş”, iki azılı hırsız olan Minnoş Ali ve Ayı Mustafa’nın ya da diğer adlarıyla Nonoş Ali ve Mıstık’ın köşeyi dönmek için kurdukları “tezgâh”ı konu ediniyor. Tabii öyle sıradan bir düzenbazlık hikâyesi değil bu! Nesin, ders niteliğindeki mizahçılığıyla “Batı” hayranlığını acımasız ve vurucu bir şekilde eleştiriyor.
Berber Karagöz’ün Öncülü
Aziz Nesin’in “Üç Karagöz Oyunu” eserindeki ikinci Karagöz oyunu olan “Karagöz’ün Berberliği”nin öncülü diyebileceğimiz “Berber Nonoş”, Nesin’in çizgi romanlarında sıkça rastladığımız bürokratik işlemlerin saçmalıkları ve kadın-erkek ilişkisi konularından ziyade, “Batı” hayranlığına bir taşlama niteliğinde. Bu yönüyle de “Bilmem Ne Adası”nı akla getiriyor. Aslında “Bilmem Ne Adası” salt “Batı”ya duyulan hayranlığı eleştirmese de hatırlarsanız bu durum çizgi romanda önemli bir yer kaplıyordu. İşte bu sebeple “Berber Nonoş”un “Bilmem Ne Adası” ile uzaktan bir akrabalığa sahip olduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır. Tabii ki şunu hatırlatmakta yarar var; 30 sayfalık bu çizgi romanda konu geniş bir perspektifle değil, daha dar bir alanda mercek altına alınıyor. Fakat yazar yaptığı işe o kadar hâkim ki hikâye geliştikçe belirginleşen evrensel dokunuşları yakalayamamak neredeyse imkânsız.
Orogvaylı Nonoş Efendi’nin Şöhreti
“Berber Nonoş”un ilk sayfaları itibariyle, Ankara Gençlik Parkı’nda pinekleyen iki hırsızımızın “küçük hayatlar”ına giriş yapıyoruz. Nonoş Ali de Mıstık da kısa yoldan köşeyi dönmenin, yani “büyük hayaller”in peşindeler. Ama nasıl bir işe girmeleri gerektiğine bir türlü karar veremiyorlar. Fakat sonra ekibin zekâ küpü Mıstık’ın planı sayesinde, doğru düzgün saç kesmeyi bile bilmeyen Nonoş Ali, “Orogvaylı” dünyaca ünlü bir kadın kuaförüne dönüş(türül)üyor. Ve kendimizi adeta sürükleyici bir Hollywood suç filminin içinde buluyoruz…
Sakın abarttığımı düşünmeyin! Gerçekten de Nesin’in yazdığı senaryonun nitelik bakımından uzun metraj bir filminin senaryosundan aşağı kalır yanı yok. Pekâlâ geliştirilip uzatılırsa çok başarılı bir film senaryosuna dönüşmesi de işten bile değil. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi Nesin’in karakter yaratmak konusundaki başarısından kaynaklanıyor elbette. Çoğu zaman tek bir karakter kullanan hatta bazen hiçbir karakteri öne çıkarmayan Nesin, “Berber Nonoş”da iki zıt karakteri baş karakter olarak kullanmayı yeğliyor. Baş karakterlerle samimi bir şekilde tanışmamız kadar, hikâye boyunca karakterlerin gelişimlerine tanık olmamız için de oldukça başarılı adımlar atılıyor. Fakat Nesin, böylesine zor bir konuyu çok kısa bir sürede geliştirip etkileyici bir forma kavuştursa da bazı kısımların yavan kalmasını engelleyemiyor maalesef. Özellikle polis tarafından arandığını öğrendiğimiz baş karakterlerin yakalanması fazlasıyla oldubittiye getiriliyor. Yine de bu durumun çizgi romanın finaline zarar vermediğini belirtelim.
Bu arada Berber Nonoş’un “Orogvayca” konuştuğu anların gerçekten de çizgi romanın en eğlenceli kısımlarını oluşturduğunu da söylememiz gerekiyor. Şimdilerde pespaye örneklerini durmadan görüyor olsak da Nesin’in Berber Nonoş karakterine -saçma sapan kelimeler uydurarak ve Türkçe kelimeleri bozarak- yabancı bir dil konuşuyormuş gibi yaptırması hiçte rahatsız edici durmuyor. Aksine işin içine çevirmen(!) olarak dahil olan Mıstık ile eğlencenin boyutu bir kat daha artıyor.

Alabokufış: Kadınlar ve Moda
Nesin, “Berber Nonoş” çizgi romanında “Batı” hayranlığı eleştirisini büyük ölçüde “moda” üzerinden yapıyor. Dolayısıyla hikâyede birçok kadın görebiliyoruz. Ama ne yazık ki bu kadınlar gerçek bir “karakter” olmaktan ziyade derinliksiz bir “tip” olarak kalıyorlar. Anlayacağınız Nesin’in “Deniz Aslanı” ve “Bekarlık Sultanlıktır” çizgi romanlarında belirgin bir şekilde gördüğümüz cinsiyetçi bakış, bu çizgi romanda da kendini gösteriyor. Üstelik kadını metalaştıran çizimler de bu cinsiyetçi bakışı destekleyecek cinsten.
Berber Nonoş’un bir koyun gibi kırktığı ilk kadın müşterisinden sonra mantar gibi yayılan ve Nonoş’un ününe ün katan “Alabokufış” isimli saç stili üzerinden yapılan moda eleştirisinin çok zekice olduğunu kabul etmek gerek. Ama çizgi romanın evreninde bir tane bile aklı başında kadın karakter göremeyişimiz, Nesin’in diğer çizgi romanlarından da alışık olduğumuz taraflı bakışı akla getiriyor. Tabii bu, eleştirilerin sadece kadınlar üzerinden yapıldığı anlamına gelmesin. “Batı” hayranlığından gözü kör olmuş burjuvalar üzerinden erkeklere de bazı eleştiriler yapılsa bile bunlar hikâyenin içerisinde biraz zayıf kalıyor.
Yeni Arayışlar Peşinde…
Daha önce “Bekârlık Sultanlıktır” ve “Bayan Aynur ile Bay Buyur” çizgi romanlarından tanıdığımız Yalçın Çetin, “Berber Nonoş”da yeni arayışlar peşinden gidiyor. Bu seferki çizimleri “Bayan Aynur ile Bay Buyur”daki kadar kusursuza yakın olmasa da sayfada daha dar bir alana sıkıştırılan paneller, mekân tasarımlarındaki detaylar, yakın planlardaki ustalık, siluet çizimlerin büyüsü, derinlik ve perspektif başarısı ile Çetin, yine ustalığını konuşturuyor. Üstelik Nehar Tüblek’in “Deniz Aslanı”nda yaptığı panellerden taşan çizimler ve Mim Uykusuz’un “Baba Mirası”nı anımsatan sinematografik açılar ile birçok tarzı harmanlayan ve görsel olarak keyif veren bir eser ortaya koyuyor.
Akıllardan Çıkmayacak Bir Hikâye
Aziz Nesin ve Yalçın Çetin imzalı üçüncü çizgi roman olma özelliğine sahip olan “Berber Nonoş”, hem komik hem de etkili bir üsluba sahip olması ile akıllardan çıkmayacak bir hikâyeye sahip diyebiliriz. Ama aynı zamanda çizgi romanın kadınları değersizleştiren, onları sadece aptal varlıklarmış gibi gösteren bakışının da rahatsız edici olduğunu vurgulamamız gerekiyor. Neyse ki hikâyenin evrensel yapısı bu sorunu kısmen de olsa görmezden gelmemizi sağlayabiliyor. Özetle “Berber Nonoş”, Nesin’in zekâ dolu senaryosu ve Çetin’in bu senaryonun dinamikleriyle uyum içindeki muhteşem çizimleri ile enfes bir çizgi roman!
Son olarak, Aziz Nesin’in 1954-1960 yılları arasında Akbaba’da tefrika edilen “Baba Mirası”, “Deniz Aslanı”, “Bilmem Ne Adası”, “Bekarlık Sultanlıktır” ve “Bayan Aynur ile Bay Buyur” çizgi romanlarının Nesin Yayınevi’nden çıktığını tekrar hatırlatalım.